18 Eylül 2014 Perşembe

CAMİLLE CLAUDEL

Ben bazen bu kadını düşünürüm ve 30 yıl akıl hastanesine hapsedilen yaratıcılığı için uçuk çıkarana kadar sıkılasım gelir...Sıkılırım...

Geçenlerde başka bir blogta, bir yazı okudum hakkında...Claudel'in zarafetine yaraşır bir naiflikte anlatılmıştı hayatı...Tam hakkında izlediğim filmleri düşünüp çok etkilenip, uzaklara dalacaktım ki, gözüm yazının altında paylaşılan yorumlara ilişti.

Tüm sanat sever amcalar, teyzeler belki de hocalar toplaşmış, bu genç ve yetenekli kadının Rodin ile kurduğu çalkantılı ilişki sebebiyle düştüğü duruma belli ki çok üzülmüş, ağız dolusu Rodin'e saydırmışlardı.

Okuduklarıma inanamadım. Adeta Rodin mahallemizde yaşayan çapkın ve hayli geçkin bir adamdı, Camille de komşumuzun körpecik kızı... "Allah cezasını versin o Rodin'in kadını ne hale getirdi" diyen de vardı, "gönlünü eğlendirdi eğlendirdi sonra eski karısına döndü, erkek milleti!" diye konuyu kendi deneyimlerine getiren de...Sanki yazının sonunda yazan kişi söyleyeceği sözü söyleyip gitmişti de, okuyan kişiler olarak biz, elimizde çekirdek ve ince belli çay bardakları ile Rodin ve Camille' nin ilişkisi hakkında (nereden biliyorsak artık) gerçeklikten uzak yorumlarla, sözüm ona çok entellektüel bir dedikodunun dibine vuruyorduk. Rodin'in sakalına tükürüyor, boyunu posunu deviriyorduk. Üstelik bunu Claudel'in yanında durduğumuzu zannederek, zararın büyüğünü yine ona vererek yapıyorduk. Claudel her halinden belli ki ,çok yaratıcı ve güçlü bir kadındı. Yaşadığı ilişkide de, sanat yaşamında da herşeyi göze almış, sonuçlarına ne kadar zor olsa da katlanmıştı. Arkasından yaratıcılığı ve sanat anlayışı yerine, böyle 5. sınıf sabah kuşağı programları gibi sadece ilişkisinin konuşulduğunu bilse belki de , şu fotoğraftan canlanıp :" Beni siz delirttiniz!" derdi.

Kendimizi işin magazin tarafına kaptırmıştık bir kere, bir kadına acımak bir erkeğe küfredip durmak daha tatlı geldiğinden, 19.yy'dan beri kadınlara ve erkeklere bakış açımızın değişmediğini fark edemiyorduk. Claudel'in akıl hastanesinde 30 yıl geçirmesine tek sebebin Rodin ile yaşadığı ilişki olmadığını kabul edemiyorduk. Bir kadına yaratma gücünü yakıştırmayan, onu sanatçı ve deha olarak görmeyip salt kadın olmasına odaklanan beyinlerin, tıpkı o zaman da şimdi ki gibi yaptığı acımasız tutumun 30 yıla mal olduğunu göremiyorduk.  

- Neden hiç kadın sanatçı ve bilim adamı yok yeaaa? diyenlere anti-klişe timi gelsin tokadı patlatsın istiyordum işte bu yüzden...
Evet Rodin ve Camille bir kadın ve bir erkekti. Ama daha önemlisi seven, acı çeken, mutlu olan, intikam alan, nefret eden, bildiğimiz "insan"dı. Daha da önemlisi, çok kıymetli iki sanatçıydı. Yaşadıkları ilişki yalnızca onları ilgilendirirdi. Ne olmuşsa olmuş Rodin'in heykellerine Camille'in cesareti, Camillle'inkilere de Rodin'in karmaşık duyguları yansımıştı. İki kişiden bir olmuşlardı. Böylelikle sanat tarihine aynı ruh halinden farklı farklı, eşi benzeri bulunmaz eserler katılmıştı.
30 yıl...Bir dehanın en verimli çağını akıl hastanesine hapseden esas nedenler üzerine hiç düşünmemek ne acıdır. Doktorunun ailesine defalarca mektup yazdığı, "kızınız deli değil, sadece ağır bir depresyon geçirmekte ve esasen ailesinin sevgisine ihtiyacı vardır, gelin kızınızı alın" dediği ama Camille'nin annesinin ve ablasının mektuplara cevap bile vermediği rivayet edilir. Bir kadını bir erkek pekala delirtebilir (tam tersi de olabilir) ama bir insanı 30 yıl akıl hastanesinde çürüten şey, 2 insan hakkında hala dedikodu yapan "iki yüzlü toplumun" ta kendisidir.
Camille'in tek suçu 19.yy'da kadın olması değildi kuşkusuz. Bir de üstüne, yaşadığı toplum içinde "diğerlerinden" farklıydı. Toplumlar "farklıları" da sevmezdi, çoğunlukla sanatçıları yerli yersiz över ama sanatçı kişisi kantarın topuzunu kaçırır da, toplum tarafından kabul görmeyecek herhangi birşey yaparsa ,bulduğu ilk fırsatta ümüğünü sıkıverirdi.Dikkatle dinleyin, Camille'in fotoğrafı konuşuyor:
- Ben çoğunuzdan iyi durumdayım, yüzüme uzun uzun bakın, heykellerime de...Ve şimdi olaysız dağılın...!

4 yorum:

Ufuk Tolga Savas dedi ki...

Esma, çok güzel bi yazı. Aklına sağlık.

Esma Burcu Sereli dedi ki...

Çok teşekkür ederim hocam...

Caner Yedikardeş dedi ki...

Tüylerim diken diken...

mutlu dedi ki...

Yine şahane bir yazı olmuş ablacım. Harikasın.